http://kozakasagibeyioo.blogcu.com/
![]()
http://kozakasagibeyioo.blogcu.com/ yayın hayatına başladı...
MALABADİ KÖPRÜSÜ...

Diyarbakır Silvan yakınlarında ve Batman çayı üzerindedir. Artuklular döneminde 1147 yılında Timurtaş bin İlgazi bin Artuk tarafından yaptırılmıştır. 7 m. eninde ve 150 m. uzunluğunda bir köprüdür.
Yüksekliği, su seviyesinden kilit taşına değin 19 m.'dir. Renkli taşlarla inşa edilmiş, onarımlarla günümüze kadar ulaşmıştır.
Malabadi Köprüsü dünyada taş köprüleriçerisinde kemeri en geniş olandır. Köprü, Diyarbakır'ın Silvan İlçesi sınırları içerisindedir. Kemerin her iki yanında, iç tarafta kervan ve yolcular tarafından, özellikle kışın zorlu günlerinde barınak olarak kullanılan iki oda bulunmaktadır. Köprü nöbetçileri tarafından da kullanılan bu odaları daha önceleri dehlizlerle yolun dipleri ile bağlantılı olduğu, gelen kervanların ayak seslerinin bu dehlizler vasıtası ile daha uzaklarda iken duyulduğu söylenir.
Her biri başka uzunluklarda ve kırık hatlar halinde üç bölümden oluşan köprü, doğu ve batıda hafif eğimlerle yollara bağlanmıştır. Orta bölüm kayalıklar üzerine oturtulmuş bir kitle halindedir. Burada sivri şekilde ve 38.60 m açıklıkta çok büyük bir kemer ile sepet kulpu şeklinde, 3 m açıklıkta küçük bir kemer vardır. Üçüncü bölüm fark edilir derecede birinci kısma paralel bir durum arzeder.
Burada sivri kemerli iki açıklık ve ayrıca yola bağlanan yer yakınında da bir açılık görülür. Böylece köprü, biri çok büyük olmak üzere beş gözlüdür. Köprünün boyu 150 m, eni 7 m, yüksekliği ise alçak su seviyesinden kilit taşına kadar 19 m'dir. köprü renkli taşlarla inşa olunmuştur. Büyük kemerin iki tarafında 4.5-5.3 m ölçüde, iki hafif kemerli odacıklar, büyük kemerin üstü ortasında, gelip geçişin kontrol edildiği 5 m genişlikte kargir bir kapı ve bunun iki tarafında da ayrıca iki kapı vardır. Bunlardan Batman tarafındaki kalmış, diğeri yıkılmıştır. Bunların sol taraflarından birer merdivenle odacıklara inilir. Bu odalar yüksek tavanlı ve tuğla örtülüdür. Pencereleri geniş ve büyüktür.
Evliya Çelebi köprüyü şu şekilde tanıtmaktadır: “Köprünün iki tarafında kale kapıları gibi demir kapıları vardır. Bu kapıların içinde, sağ ve solda köprünün temeli beraberliğinde, kemerin altında hanlar vardır ki gelip geçen, sağdan ve soldan geldikleri vakit misafir olurlar. Köprünün kemeri altında birçok odalar vardır. Demir pencereler şahneşinlerine misafirler oturup, kemerin karşı tarafındaki adamlarla kimi sohbet eder, kimi ağ ve oltalarla balık avlarlar. Bu köprünün sağ ve solunda da nice pencereli odalar vardır. Köprünün sağ ve solundaki bütün korkuluklar Nehcivan çeliğindendir. Ama demirci ustası da var kudretini sarf ederek bir türlü sanatlı kafesli korkuluklar yapmış ve doğrusu elinin ustalığını göstermiştir. Doğrusu, üstad mühendis var kuvvetini sarfederek bu köprüde öyle sanatlar göstermiştir ki, bu işçiliği geçmiş mimarlardan hiç birisi göstermemiştir.
Albert Gabriel de köprü içine şöyle demektedir: “Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya’nın kubbesi köprünün altına rahatlıkla girer. Balkanlarda, Türkiye’de, Orta Şark’ta bu açıklıkta, bu yaşta köprü yoktur.”
Metin: vikipedi
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Notları
(Amasya Görüşmeleri-Temsil Heyetinin Ankara'ya Gelişi-Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli-İstanbul'un Resmen İşgali ve Tepkiler-TBMM'nin Açılması-TBMM'ye Karşı Ayaklanmalar ve Nedenleri, Alınan Önlemler, Sonuçları)
Amasya Görüşmeleri (20 Ekim - 22 Ekim 1919): Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti ile yaptığı yazışmalarda; Hükümetin Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde alınan kararlarına bağlı olmasını, Meclis-i Mebusan toplanana kadar hükümetin önemli kararlar almamasını, atamalarda Heyet-i Temsiliye’ye danışılmasını istemiştir. Ancak bütün bu yazışmalar bir sonuç vermedi. Bununla birlikte, İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Anadolu’ya bir temsilci gönderdi.(Bahriye Nazırı Salih Paşa). İstanbul Hükümeti ile Heyet-i Temsiliye arasında yapılan Amasya görüşmelerinde taraflar şu esaslar üzerinde anlaşmışlardır:
- İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını Meclis- Mebusan’da onaylanması şartıyla kabul edecektir.
- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği yasal bir kuruluş olarak İstanbul Hükümeti’nce tanınacaktır.
- Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerin işgaline izin verilmeyecektir.
- Müslüman olmayan topluluklara Türklerin egemenlik haklarını, toplumsal dengesini bozacak ayrıcalıklar tanınmayacaktır.
- Meclis-i Mebusan’ın güvenlik bakımından İstanbul’ da toplanması uygun değildir. Bu nedenle Meclis Anadolu’da geçici olarak toplanacaktır.*
- İtilaf Devletleri ile yapılacak barış görüşmelerinde Heyet-i Temsiliye’nin uygun göreceği temsilcilerin bulunması sağlanacaktır.
Sonuç: Heyet-i Temsiliye Osmanlı(İstanbul) Hükümeti tarafından resmen tanınmıştır.
*Görüşmeler sonunda Meclis-i Mebusan’ın İstanbul dışında açılması İstanbul Hükümeti’nce kabul edilmemiştir.
Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'ya gelişi:
27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal burasını Anadolu’daki direniş hareketinin merkezi olarak seçmişti. Peki neden? Ankara coğrafi konum bakımından Anadolu’nun ortasına yakın bir yerde bulunuyordu. Ayrıca o dönemin en önemli ulaşım aracı olan demiryolu Ankara’ya kadar uzanıyordu. Batı cephesine yakındı. Asıl savaşın olduğu Batı Cephesi'ne yakın olması tercih edilmesini güçlendirmişti. Haberleşme olanakları iyi durumdaydı. Ankara'da halkın kurtuluşa ve direnişe desteği tamdı. Düşman tehlikesinden uzaktaydı. İstanbul'daki gelişmeleri daha yakından izleme imkanı bulunuyordu.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Millî (28 Ocak 1920):
-Padişah Vahdettin, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın uygulamaya konulduğu günlerde Mebuslar Meclisi'ni kapatmıştı. Amasya Görüşmelerinde ise yeniden açılması kararlaştırılmıştı. M. Kemal İstanbul’da toplanmasını sakıncalı gördü fakat İstanbul hükümeti bu yönde ısrarcı olunca İstanbul’da toplanması kararlaştırıldı.
- İşgal devletlerine göre, yeniden toplanacak meclis savaş kararı vermeye cesaret edemezdi. Olsa olsa barış isterdi. O da işgal devletlerinin işine yarardı. Bu düşünceyle seçimlere ve meclisin toplanmasına karışmadılar. Seçimler 1919 yılı Kasım ayında tamamlandı.
-Mustafa Kemal seçilen bir kısım Mebuslarla Ankara'da görüştü. Misak-ı Milli'nin esasları kararlaştırıldı. Mebuslar Meclisi 12 Ocak 1920 de İstanbul'da toplandı. Temsil Heyeti yandaşı Mebuslar, Felah-ı Vatan grubunu oluşturdular. Bu grubun, vatanın bütünlüğünü koruma amacına yönelik istekleri, Mebuslar Meclisi tarafından kabul edilerek Misak-ı Milli ( Milli Ant) ilân edildi (28 Ocak 1920).
-Mecliste Mustafa Kemal’in Ankara’da görüştüğü mebuslardan isteği olan Müdafaa-i Hukuk grubu kurulmamış, Mustafa Kemal meclis başkanı seçilmemişti ancak Misak-ı Milli’nin kabulü hepsinden daha önemliydi.
Misak-ı Milli’nin Önemi ve Sonuçları:
-*** Sınırlar, bağımsızlık, kapitülasyonlar ve azınlık hakları konularında kararlar almıştır.
- Erzurum ve Sivas Kongreleri kararları kabul edilmiştir.
- Türk vatanının kesin sınırları çizilmiştir.***
-Her türlü kapitülasyonların kaldırılması istenmiştir.***
-Kurtuluş Savaşı'nın dayandığı ilkeler açıkça ortaya konmuştur. Tam bağımsızlık ve milli egemenlik kavramları vurgulanmıştır.
*** Misak-ı Milli’nin kabulü İstanbul’un işgaline sebep oldu.
- Bunun üzerine M. Kemal TBMM’yi kurma çalışmalarına başladı.
İstanbul’un İşgali ve Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Kapatılması
( 16 Mart 1920):
-Misak-ı Milli kararlarını beklentilerine ve çıkarlarına aykırı bulan itilâf Devletleri, Ali Rıza Paşa hükümetine kararların geri alınması için baskı yaptılar. Ali Rıza Paşa, Hükümet Başkanlığından istifa etti(3 Mart 1920). Salih Paşa Hükümeti kuruldu.(8 Mart 1920). İşgalciler bu sıralarda Adana çevresinde Ermenilerin katledildiği yolunda yalan haberler yaymışlardır. İtilaf Devletleri sözde katliamdan İstanbul Hükümeti'ni sorumlu tuttu ve İstanbul’u resmen işgal ettiler. Mebuslar Meclisi'ni basarak, Temsil Heyeti'nin görüşleri doğrultusunda çalışan Mebusları tutukladılar. Bütün devlet binalarını ve karakolları denetim altına aldılar. Mebusların bazıları Anadolu'ya kaçtı. İşgalci devletler, Anadolu'da sürdürülen millî mücadeleden vazgeçilmezse, İstanbul’u tamamen alacaklarını ilân ettiler. Ayrıca işgalcilere güvenerek devletin içinde bulunduğu durumdan çıkabileceğini düşünen, kontrolleri altına aldıkları padişah Vahdettin’in emirlerine herkesin uymasını istediler. İtilaf Devletleri Mebusan Meclisi’nin kapatılması ile Milli Mücadele'nin sona ereceğine inanmıştır ama yanıldıklarını kısa zamanda görecekler.
- Vahdettin, işgalcilerin dağıttığı Mebusan Meclisini kapattı. (11 Nisan 1920). Böylece II. Meşrutiyet’te resmen sona erdi. Bunlar yaşanırken Salih Paşa ve başkanı olduğu hükümet istifa etti. Yerine tekrar Milli Mücadele karşıtı Damat Ferit Paşa geçti. İstanbul Hükümetini o kuracaktı.
İstanbul’un Resmen İşgaline Karşı M. Kemal’in Tepkisi ve Aldığı Önlemler:
1- Durumu vatanın her tarafına duyurdu ve protesto etti.
2. İstanbul ile telgraf ve telefon haberleşmesinin kesilmesini istedi.
3. İstanbul'daki tutuklamalara karşı, Anadolu'daki İtilâf Devletleri subaylarının tutuklanmasını istedi.
4.Anadolu'dan İstanbul'a her türlü malî kaynak gönderimini durdurdu.
5. İşgal güçlerinin İstanbul ve Adana'dan Anadolu'ya yapacakları sevkiyata engel olmak için Geyve ve Ulukışla demiryollarını tahrip ettirdi.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920):
- İstanbul’un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin kapatılması üzerine Mustafa Kemal, Temsil Heyeti adına yayımladığı bir emirle, Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu. Seçimler yapıldı. Seçilen milletvekilleri ile İstanbul’dan kaçabilen milletvekilleri Ankara'da toplandı ve TBMM açıldı. Böylece millet egemenliğine dayanan yeni Türk Devletinin temelleri atılmış oldu.
- ** Yönetimde millet söz sahibi olduğu için devletin adı da "Cumhuriyet" olmalıydı. Fakat Kurtuluş Savaşımız devam ediyordu. Ülkenin yönetim biçimi konusunda tartışmaya girilmesi mücadelemize zarar vereceği için Cumhuriyet adının verilmesi daha sonraya bırakıldı.
-TBMM'nin açılışından bir gün sonra meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal, durumu Avrupa Devletlerine bildirdi, İstanbul Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların TBMM tarafından tanınmayacağını duyurdu.
- 3 Mayıs 1920’de TBMM Hükümeti kuruldu.
- 20 Ocak 1921’de ilk Anayasa “(Teşkilat- Esasiye)” hazırlandı.
- Anayasanın ilk maddesi: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyerek egemenliği halka vermiştir.
- İlk mecliste Tesanüt Grubu, Halk Zümresi ve Islahat Grubu, İstiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Grubu (M. Kemal kurdu) olarak dört grup vardı.
İlk TBMM’nin Özellikleri:
- Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama, yürütme, yargı güçlerinin mecliste toplanması) Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altındaydı ve önemli kararların hızlı bir şekilde verilmesi gerekiyordu.)
- Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir.
- Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır.
- Partileşme yoktur, gruplaşma vardır.
*** Padişahlık hemen ret edilmedi. Çünkü padişah yanlılarının tepkisini çekerek iç sorun yaşamak ve bölünmeler olsun istenmiyordu.
* Kurucu meclis niteliğindedir.
* Meclis Hükümeti sistemini benimsedi. (Bakanların meclis tarafından seçildiği sistemdir.) Cumhuriyetin ilanı ile şimdiki sistem olan “Kabine(Bakanlar Kurulu) Sistemine” geçilecektir.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NE AYAKLANMALAR:
Bu sıralarda Damat Ferit Paşa yeniden sadrazam olmuştu. TBMM'nin açılmasını istemiyordu. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüttükleri mücadelenin yanlış olduğunu savunuyordu. Halkı bu yönde kışkırtıyordu. Mustafa Kemal hakkında idam kararı çıkardılar. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’ye Mustafa Kemal ve arkadaşlarının asi ve günahkar olduğu konusunda fetva yayınlattılar. Bu fetva ve milli mücadele karşıtı bildiriler İngiliz uçaklarıyla Anadolu’ya dağıtıldı. Ayrıca İstanbul’da birçok gazete halkı kandırmaya yönelik, milli mücadele karşıtı haberler yayımlıyordu. Halkın dinî duyguları istismar edilerek bir takım isyanlar çıkartıldı. Ayrıca Kuvayı Milliye’yi yok etmek için Kuvayı İnzibatiye adında bir ordu kurdular. Bu ayaklanmaları ve eylemleri işgalci devletler de destekledi. Zaten milli mücadeleye karşı kışkırtma, eylem ve propagandaları başta İngiltere olmak üzere işgalci devletler ve İngiltere’nin işbirlikçisi Damat Ferit Paşa hükümeti yapıyordu. Amaçları TBMM’yi yani milli mücadeleyi ortadan kaldırmaktı.
1- İstanbul Hükümetinin Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Ahmet Anzavur Ayaklanması: Balıkesir, Biga, Gönen, Manyas ve Susurluk çevresinde yayılmıştır. Ayaklanmayı Çerkez Ethem bastırmıştır.
b) Kuva-yi inzibatiye (Halife Ordusu): Kuva-yi Milliye’yi dağıtmak için Damat Ferit Paşa kurdu. Kuva-yı Milliye'ye karşı İngilizler'in yardımları ile kurulmuştur. Bu ordu, Kuva-yi Milliye birliklerine saldırdı ise de püskürtüldü. İzmit ve Geyve çevresinde etkili olmuştur.
*Kuva-yı İnzibatiye birliklerinin bir kısmı Kuva-yı Milliye'ye katılmıştır.
2- İstanbul Hükümeti İle İşgalci Güçlerin Birlikte Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanması b) Konya ayaklanması (Delibaş)
c) Afyon ayaklanması ( Çopur Musa) d) Millî aşireti ayaklanması (Urfa)
e) Yozgat ayaklanması
3- Azınlıkların Çıkarttığı Ayaklanmalar
a) Pontus Rum Ayaklanması b) Ermeni intikamcıları
*** Kuva-yı Milliye Birliklerinin bu isyanların bastırılmasında büyük faydaları oldu.
4- Kuva-yi Milliyeci Olup Sonradan Ayaklananlar
a) Çerkez Ethem ayaklanması b) Demirci Mehmet Efe ayaklanması
** Kuva-yi Milliyeciler düzenli orduya girmemek için ayaklandı.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
TBMM'nin İşgalcilerin ve İstanbul Hükümetinin yaptığı kışkırtmalara ve bunun sonucunda çıkan ayaklanmalara karşı aldığı önlemler:
- Şeyhülislamın fetvasına karşı Ankara Müftüsü Mehmet Rıfat Efendi ve 100’den fazla din adamı tarafından Milli mücadelenin haklılığı ve gerekliliği yönünde fetva yayınlandı.
-Hiyanet-i Vataniye kanunu çıkarıldı ve İstiklâl Mahkemeleri kuruldu.
- İstanbul Hükümeti ile haberleşmeler kesildi.
-Basın yoluyla halka doğru bilgi verilmeye çalışıldı.
- TBMM'ye isyan edenler cezalandırıldı ve TBMM'nin otoritesi sağlandı.
-Ayaklanmalara karşı askeri güç kullanıldı.
-Düzenli Ordu kurulmaya başlanmış ve Kuva-yı Milliye birlikleri düzenli orduya katılarak kaldırılmıştır.
Ayaklanmaların Sonuçları:
1-Kurtuluş Savaşı uzamıştır. 2-Milli Mücadele'nin kazanılması gecikmiştir. 3-Yunanlar, Anadolu'da ilerleme fırsatı bulmuştur. 4-Boş yere kardeş kanı dökülmüştür. 5-TBMM gücünü, hızla ilerleyen düşmana karşı değil ayaklanmaları bastırmaya harcamıştır.
6-TBMM, tüm ayaklanmaları bastırarak Anadolu'da otoriteye hakim olmuştur.
HIYANET-İ VATANİYE KANUNU(29 NİSAN 1920) ve İSTİKLÂL MAHKEMELERİ (11 Eylül 1920)
Nedeni: TBMM'ye karşı ayaklanmaların çıkması. Anadolu'da eşkıyaların çoğalması ve iç güvenliği tehdit etmeleri. Kuva-yı Milliye birliklerinin düzensiz hareket etmeleri. Askerden firar edenlerin artması. TBMM'nin tüm yurtta otoriteyi eline almak istemesi.
Bunların önlenmesi için; Hıyânet-i Vataniye Kanunu kabul edilmiştir (29 Nisan 1920).
İstiklâl Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).
İstiklâl Mahkemeleri'nin Özellikleri: Mahkeme kararlarında temyiz hakkı yoktur.
Mahkeme üyeleri TBMM üyeleri arasından seçilmiştir.
İstiklâl Mahkemeleri'nin Yararları: Asker kaçakları orduya geri dönmüştür. Ayaklanmalar bastırılmıştır. İç güvenlik sağlanmıştır. Devlet organları işlemeye başlamıştır.
Vergi ve asker alımları kolaylaşmıştır.
Ruhun şad olsun!

Bir milletin matemidir 10 Kasım...
Ulu önder, eşsiz Türk Mustafa Kemal Atatürk... Vatansever Türk gençleri daima gösterdiğin hedefe doğru yılmadan, yorulmadan ilerleyecektir.Çünkü dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar! Seni her gün daha çok özlüyoruz ve her 10 Kasım'da yaşadığımız özlem artıyor.Sana karşı kalbimizde taşıdığımız sevgiyi kıskananlar ve senin kazandığın başarıları hazmedemeyenler seni karalıyor, sana haketmediğin iftiralarda bulunuyorlar. Ancak kanında işgalciler ile işbirlikçilik etmek ve hainlik bulunanların yaptıkları hiçbir vakit amacına ulaşamayacaktır.Biz asla vatanımızın parçalanmasına izin vermeyeceğiz. En kötü ihtimalle, yalnız başımıza kalırsak, senin dediğin gibi elimizde bir silah ve bayrak, vatanın herhangi bir yerinde mevzilenecek, düşmanı bekleyecek ve bayrağımıza kanımızı içire içire canımızı vereceğiz...
Sen istirahatgahında rahat uyu, ruhun şad olsun Atam! Rabbim seni saklasın!
Seni asla unutmayan vatansever Türk gençleri adına...
Eğitim ordusundan bir nefer....
Milli Eğitim



24/9/2009